Windows XP'nin ölmesine kaç gün kaldı?
Microsoft, büyük umutlarla piyasaya çıkardığı, çok sevildikten sonra da kullanıcıları bir türlü vazgeçiremediği işletim sistemi Windows XP'yi bırakmaları için bir kez daha uyardı
Başlık biraz imalı olsa da Microsoft'un Windows XP'den desteğini çekmesiyle XP'nin artık ölü bir işletim sistemi olacağını söyleyebiliriz. Çalışmaya devam edecek olsa da yeni hiçbir destek gelmeyecek. Hatta yeni çıkacak programların XP uyumlu olup olmayacağı da merak konusu.
Microsoft'tan Stephen L Rose, Windows blogunda yaptığı açıklamada Microsoft'un Windows XP'den desteğini çekmesi için 800 günden az bir süre olduğunu belirtti. Kullanıcılardan, özellikle de işletmelerden bu süre içerisinde Windows 7'ye geçiş yapmalarını istedi. Microsoft, daha önce de Windows XP'den 8'e geçmek yerine önce Windows 7'ye geçilmesi gerektiğini, buradan yapılacak yükseltmenin daha uyumlu olacağını belirtmişti.
Windows XP şuan için en çok kullanılan işletim sistemi olsa da Windows 7 son sürat XP'ye yaklaşıyor. XP kullanıyorsanız yine de hatırlatalım, 800 gün 2 seneyi aşkın bir süre demek. Yani yeni bir işletim sistemine geçmek için 2 sene süreniz var.
Daha fazlası için ShiftDelete.Net sitesini ziyaret edebilirsiniz.
13 Aralık 2012 Perşembe
Başlat butonu tarihe karışıyor
Windows 95'ten itibaren Windows’un bütün versiyonlarında karşımıza çıkan ‘Başlat’ (start) butonu tarihe karışacak.
Microsoft tarafından piyasaya çıkarılan Windows işletim sistemleri dışında farklı bir işletim sistemi kullanmadıysanız başlat (start) butonu sizin bir parçanız olmuştur. Ancak çıkan son gelişmelere göre başlat butonunu son görebileceğimiz sürüm Windows 7 olacak. Son çıkan haberler doğrultusunda, yazılım ve bilişim devlerinden Microsoft yeni işletim sistemi Windows 8’de başlat butonu kullanmayacak.
İnternete sızan haberlere göre ekranın sol alt köşesi üzerinde faremizi hareket ettirdiğimizde bir buton çıkacağı veya aynı işlevin bize klavyemizdeki home tuşu ya da CTRL+ESC tuşlarına basmamız ile sağlanacağı söyleniyor.
Scroll
2 Aralık 2012 Pazar
10 Soruda Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR)
Hazırlayan: Uzm. Dr. Pınar Bilaloğlu - S.B. Ankara Hastanesi Radyoloji Kliniği
Migren dünyada bilinen en eski hastalıklardan biridir. Mısır'da Firavunlar döneminden papirus kalıntılarında baş ağrısı tedavi çizimlerine rastlanmıştır. Hastalık için "yarım baş ağrısı" anlamına gelen latince söylemin değişimiyle MIGREN adı yerleşmiştir. Ülkemizde de yaygın olarak halk tarafından bilinmektedir. " Migren herhalde ", " Migrenim tuttu " laflarını her insan duymuştur.
Migren, gelip geçici baş ağrısı ile kendini gösteren bir hastalıktır. Baş ağrısı en uzun bir gün sürer. Çoğunlukla 3 - 5 saat devam eder. Ağrının şiddeti kişiden kişiye değişir. Ayni kişide de her ağrı ayni şiddette değildir. Ağrı şiddetli olduğunda bulantı ve kusma ağrıya katılır. Kusmadan sonra ağrıda bir azalma olması migrene ait bir özelliktir. Ağrı genellikle başın bir yarısında başlar ve her tarafına yayılır. Kusmadan sonra ağrı azalmadan sürüyorsa ve başın tek tarafından başlayan ağrı, her ağrı geldiğinde ısrarla aynı tarafta ve yer değiştirmiyorsa bir hekime danışmak gerekir.
Hekim migrene ait olduğu düşünülen ağrının başka bir nedeni olabileceğini araştıracaktır.
Baş ağrısı sırasında hastalar parlak ışık ve sesten rahatsızlık duyarlar. Loş ve sessiz bir ortamda yatmak isterler. Ağrı geçtiğinde çoğunlukla uyurlar. Bunu da " ağrım uyuyunca geçiyor." diye aktarırlar.
Migren kadınlarda daha çok görülür. Adet öncesi, adet ve adet sonrası dönemlerde yoğunluk gösterdiği bilinmektedir. Yalnız bu dönemlerde ortaya çıkan tipleri de vardır. Her yaşta başlayabilir. Bebeklerde görülen
periyodik kusmaların bile migrenle ilgili olduğu düşünülmektedir. Migren hastası olan kadınların ağrıları menopozdan sonra çok hafifler ya da kaybolur.
Migren ataklarının sıklığı değişkendir. Haftada ikiden çok baş ağrısı söz konusu ise hastanın ağrı gelmesini önleyen tedavi için bir nöroloji doktoruna başvurması önerilir. Migren hastalarının ailelerinde mutlaka migreni olan bir kişi vardır. Hastalar bunu çoğunlukla kabul etmezler illa kendilerindeki ağrıya tıpatıp benzer bir ağrı olmadığını savunurlar. Oysa migren ağrısı kişiden kişiye, şiddeti ve sıklığıyla farklıdır. Migren ailevi geçişli bir hastalıktır.
Bazı yiyecekler ve bazı durumlar baş ağrısını davet edebilirler. Uykusuzluk, açlık, mayalı içkiler, eskitilmiş peynirler, kabuklu deniz mahsulleri, konserve yiyecekler ve kuru yemişler ağrıyı tetikleyebilir. Bazı migren hastaları ağrının geleceğini önceden anlarlar. Çoğunluk hastada bu hafif bir ağrı ve durgunluk hissi olarak kendini gösterir. Bazı hastalarda bu öncü belirtiler, parlak ışık çakmaları, yarım görme, bulanık görme şeklindedir.Ağrı bunları izler. Bunlara " öncü belirtili migren " ( Auralı Migren ) diyoruz. Çok nadir hastada da bir beden yarısında güçsüzlük ya da gözde kapanına ve çift görme ile giden migren tipleri de görülür. Bu tipler de " eşliğinde bozukluk gösteren " ( komplike ) migren olarak adlandırılır.
Migren iyi huylu bir hastalıktır. Sakatlığa neden olmaz. Ancak iş günü kaybına neden olduğu ve çok kişide görüldüğü için ciddiye alınan bir hastalıktır. Ağrıdan sonra hasta sanki ağrıyı çeken o değilmişçesine sağlıklı ve iyidir. Hastalar ağrıyı hisseder hissetmez alırlarsa ağrı kesici ilaçlarla rahatlarlar. Ağrı çok sık geliyorsa sorumlu migrenden ziyade sık kullanılan ağrı kesici ilaçlardır. Migren hastalarında günlük gerilim baş ağrıları görülmesi de olağandır ve hastalar migren ağrısını diğer baş ağrısından ayırt etmeyi öğrenmelidirler.
Hastalara Verilebilecek Öğütler
Migren tanısını mutlaka doktor koymalıdır. Yakınlarınızın söylemesi ile migren hastası olduğunuza inanmayın.
Haftada iki kereden fazla baş ağrısı için ilaç kullanmayın. Ağrı kesicilerin sorunsuz kullanımı ile kimi ilaç böbreğinizi kimisi de karaciğerinizi tedavisi olanaksız şekilde hastalandırabilir.
Içinde " ergotamin " olan ilaçları ayda bir kereden daha çok ( doktor vermiş olsa bile ) kullanmayın.
Her zamankinden farklı baş ağrısı hissederseniz mutlaka bir nöroloji kliniğine başvurun
ULTRASON (USG)(US)
Ultrason, insan kulağının işitemiyeceği kadar yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanarak iç organları görüntüleyen bir tanı yöntemidir. Ultrasonda radyasyon kullanılmaz. Bu nedenle gebelerde ve bebeklerde rahatlıkla kullanılabilir. Cihazdan gönderilen ses dalgaları, hasta vücudundan yansıdıktan sonra gene aynı cihaz tarafından algılanır. Yansıma farklılıkları organdan organa değişir. Bu nedenle farklı yansımaların olduğu yapılar, farklı görüntüler verirler. Normal yapılar içindeki bir tümör ya da kist, ses demetlerini farklı yansıttığı için farklı yapıda gözlenir ve tanı konulur. Görüntü oluşturulması sırasında "prob" hasta vücudunda gezdirilirken, altında kalan bölümün kesit görüntüleri, hareketli organlar gibi ekranda kayar. Bu esnada radyolog tanı koyar. Elde edilen görüntülerin tanıda çok fazla bir katkısı yoktur. US işlemi, ihtisasları süresince US eğitimini alan radyologlarca yapılır.
Ne amaçla yapılır?
Ultrason çoğunlukla karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, mesane, yumurtalıklar ve rahim gibi karın içi organların görüntülenmesi için kullanılır.Bununla birlikte ultrason vücudun tüm organlarını (Beyin,göz,akciğer,meme,kalça,testis ve prostat gibi.) görüntülemek amacı ile kullanılabilir. Ultrason çekilmesi için başvuran hastaların en sık şikayeti karın ağrısıdır. Karaciğer ve dalak gibi karın içi organların büyümesi, safra kesesi ve böbrek taşları, apandisit, yumurtalık kistleri ve karın içindeki tümörler ultrason ile teşhis edilebilen hastalıklardan bazılarıdır. Ayrıca kadınlarda yumurtalık ve rahim karından incelenebileceği daha detaylı inceleme için vajene yerleştirilen özel bir prob kullanılabilir. Erkeklerde de prostat incelemesi karından yapılabileceği gibi detaylı inceleme makata yerleştirilen özel bir prob ile yapılır.
Ultrason çekilmesi için hazırlık gerekir mi?
Karın içindeki organların ultrasonu için erişkinlerde hastanın 8-12 saat süre ile aç karna olması gerekir.1 aya kadar çocuklarda emzirme süresi kadar, 5 yaşına kadar çocuklarda 4 saatlik, 10 yaşına kadar olanlarda 6 saatlik açlık gereklidir. Ayrıca mesane, yumurtalıklar ve rahimin incelenmesi eğer karından yapılacaksa hastanın idrarına sıkışık olması gerekir. Bunun dışında başka bir hazırlık gerekmez.
Ultrason nasıl çekilir?
Hasta sırtüstü yatar. Cilt üzerine jel sürülür. "Prob" adı verilen cihaz ile karın içindeki organlar cilt üzerinden incelenir.
Yan etkileri nelerdir?
Bugüne kadar gebelikte ve diğer incelemelerde gösterilebilen bir yan etkisi yoktur.
DOPPLER ULTRASONOGRAFİ
Doppler Ultrasonografi yöntemi ile bir organın veya damarının kan akımını inceleyebiliriz. Kan akımının miktarı, akımı engelleyen yapı varlığı, akımın normal yönde olup olmadığı değerlendirilebilir. Akan kan, kırmızı ya da mavi renk şeklinde gözle görülebilir. Akan kanın miktarı ile ilgili ölçümler yapılabilir. Bu esnada cihazdan kalp atışlarına benzer sesler duyulur. Cihazın çalışma prensibi, sesin hareket eden yapılardan yansırken frekans değişikliği göstermesidir. Doppler incelemeleri, normal ultrasonografi cihazları ile yapılır. Ancak bunlarda farklı bilgisayar donanımı mevcuttur.
Doppler Ultrasonografi incelemesi, Doppler ultrason cihazına bağlı bir prob yardımıyla ve incelenecek organ ya da damar üzerine jel sürülerek gerçekleştirilir. Jeller, probun hava ile temasını önler ve gönderilen sesin daha derin dokulara ulaşmasını sağlar.
Doppler Ultrasonografi incelemesi ile: Kol ve bacak damarları, Karaciğeri besleyen damarlar Böbreği besleyen damarlar Boyun damarları Gebelerde, anneye ve fetuse ait damarlar Erkeklerde testisleri besleyen damarlar Gözü besleyen damarlar; Vücudun herhangi bir bölgesinde oluşan bir kitlenen damarlanması incelenebilir.
İnceleme öncesinde önemli bir hazırlık gerekmemektedir. Ancak karın içindeki bir organ (karaciğer, böbrek v.b.) incelenecek ise hastanın aç olması, oluşabilecek gazı engelleyerek incelemenin daha kaliteli gerçekleşmesini sağlar. Bu nedenle karın bölgesindeki damarların incelenmesi için 1 aya kadar çocuklarda emzirme süresi kadar, 5 yaşına kadar çocuklarda 4 saatlik, 10 yaşına kadar olanlarda 6 saatlik ve büyüklerde 12 saat açlık gereklidir. Bu süre içerisinde sigara dahil hiç bir şey yenilip içilmez. Karın bölgesi incelemeleri dışında önceden bir hazırlık gerekmemektedir. İnceleme sırasında gözlük, saat, metal eşya gibi cisimlerin çıkartılması gerekmez. Ancak incelenecek bölgenin, probla temas alanının sağlanması için açıkta olması gerekir. Bu nedenle hasta masaya yattığı sırada, o bölgedeki giysiler soyundurulur.
İnceleme sırasında, karın bölgesinin iyi incelenmesi için hastadan nefesini tutması istenir. Bunun için derin nefes aldıktan sonra olabildiğince hareketsiz kalıp, nefesi vermemek gerekir. Bu süre kişiye göre değişmekle birlikte ortalama 15-50 saniyedir.
Doppler Ultrasonografi incelemesi, tıpkı Ultrasonografi incelemesinde olduğu gibi radyasyon içermeyen bir tanı yöntemidir. Yanlızca ultrason enerjisi (yüksek frekanslı ses) kullanılır. Ultrason enerjisi, vücuttaki dokularla etkileşir. Bu etkileşim, dokuların ısısını artırmak şeklindedir. Isı artımı 1.5ºC olabilir. Özellikle anne karnındaki fetüslerde ısı artımının 41ºC'yi geçmesi zararlıdır. Ancak, tanı amacıyla kullanılan sınırlarda bu kadar yüksek ısı artımı oluşmaz. Oluşmasına neden olabilecek inceleme şekillerine karşı radyologlar zaten eğitim almaktadır. Gebelikte uygulanan Doppler incelemelerinin, çocuk doğduktan sonraki davranış ve okul başarısına olumsuz etkisi gösterilememiş, kansere neden olduğu konusunda bir bulgu bugüne kadar ortaya çıkmamıştır.
İnceleme sırasında damar içine ilaç verilmemektedir. Ancak, son yıllarda özellikle karın içindeki gaza bağlı veya herhangi bir nedenle net izlenemeyen damarların incelenmesinde; damarları daha ayrıntılı ortaya çıkaran ve herhangi bir yan etkisi olmayan ilaçlar da kullanılmaya başlanmıştır. Bunlara "ultrason kontrast maddesi" adı verilmektedir.
Kol ve bacak damarları
Atar ve toplar damarlardaki kireçlenme (damar sertliği) plaklarına bağlı oluşan darlık, pıhtı oluşumları ve toplar damarlarda yetmezlik (varisler) olup olmadığının saptanmasını sağlar. "Üst/alt ekstremite arteriyel ve/veya venöz Doppler" incelemesi adını alır.
Karaciğeri besleyen damarlar
Siroz v.b. hastalıklarda karaciğeri besleyen damarlarda meydana gelen değişiklikleri incelemek için kullanılır. "Portal Doppler" adını alır.
Böbreği besleyen damarlar
Diabet, hipertansiyon vb hastalıklarda böbreği besleyen damarların ne düzeyde etkilendiğini saptamak için kullanılır. "Renal Doppler" adını alır.
Boyun damarları
Boyunda, beyine giden ana atar damar ile dallarında kireçlenme plaklarına bağlı oluşan darlıkları ya da beynin arka kesimini besleyen damarların akım miktarını saptamak için kullanılır. "Karotis ve vertebral sistem Doppler" adını alır.
Gebelerde, anneye ve fetuse ait damarlar
Son adet tarihine göre gelişme geriliği şüphesi olan fetüslerde, hipertansiyonu olan gebelerde kan akımının hızı ve özelliği incelenerek olası anomaliler saptanır. "Obstetrik Doppler" adını alır.
Erkeklerde testisleri besleyen damarlar
Testisleri besleyen damarlarda meydana gelen düzensiz genişlemeler damarlardaki yetmezliğe bağlıdır ve erkeklerde kısırlığın önemli bir sebebidir. Bu damarlara yönelik yapılan incelemede toplar damarlardaki olası yetmezlik (varisler) saptanabilir. "Skrotal ya da testis Doppleri" adını alır.
Gözü besleyen damarlar
Diabet, hipertansiyon vb hastalıklarda göz damarlarında meydana gelen değişikleri saptar. "Göz Doppleri" adını alır.
Vücudun herhangi bir bölgesinde oluşan bir kitlenen damarlanması
Bir kitleyi (tümör) besleyen damarların olup olmaması o kitlenin iyi huylu ya da kötü huylu olduğunu saptamada önemli bir kriterdir. Kitlenin çok kanlanması bu kitlenin habis özellik taşıdığının bir göstergesidir. "Kitleye yönelik Doppler" şeklinde adlandırılır.
Migren dünyada bilinen en eski hastalıklardan biridir. Mısır'da Firavunlar döneminden papirus kalıntılarında baş ağrısı tedavi çizimlerine rastlanmıştır. Hastalık için "yarım baş ağrısı" anlamına gelen latince söylemin değişimiyle MIGREN adı yerleşmiştir. Ülkemizde de yaygın olarak halk tarafından bilinmektedir. " Migren herhalde ", " Migrenim tuttu " laflarını her insan duymuştur.
Migren, gelip geçici baş ağrısı ile kendini gösteren bir hastalıktır. Baş ağrısı en uzun bir gün sürer. Çoğunlukla 3 - 5 saat devam eder. Ağrının şiddeti kişiden kişiye değişir. Ayni kişide de her ağrı ayni şiddette değildir. Ağrı şiddetli olduğunda bulantı ve kusma ağrıya katılır. Kusmadan sonra ağrıda bir azalma olması migrene ait bir özelliktir. Ağrı genellikle başın bir yarısında başlar ve her tarafına yayılır. Kusmadan sonra ağrı azalmadan sürüyorsa ve başın tek tarafından başlayan ağrı, her ağrı geldiğinde ısrarla aynı tarafta ve yer değiştirmiyorsa bir hekime danışmak gerekir.
Hekim migrene ait olduğu düşünülen ağrının başka bir nedeni olabileceğini araştıracaktır.
Baş ağrısı sırasında hastalar parlak ışık ve sesten rahatsızlık duyarlar. Loş ve sessiz bir ortamda yatmak isterler. Ağrı geçtiğinde çoğunlukla uyurlar. Bunu da " ağrım uyuyunca geçiyor." diye aktarırlar.
Migren kadınlarda daha çok görülür. Adet öncesi, adet ve adet sonrası dönemlerde yoğunluk gösterdiği bilinmektedir. Yalnız bu dönemlerde ortaya çıkan tipleri de vardır. Her yaşta başlayabilir. Bebeklerde görülen
periyodik kusmaların bile migrenle ilgili olduğu düşünülmektedir. Migren hastası olan kadınların ağrıları menopozdan sonra çok hafifler ya da kaybolur.
Migren ataklarının sıklığı değişkendir. Haftada ikiden çok baş ağrısı söz konusu ise hastanın ağrı gelmesini önleyen tedavi için bir nöroloji doktoruna başvurması önerilir. Migren hastalarının ailelerinde mutlaka migreni olan bir kişi vardır. Hastalar bunu çoğunlukla kabul etmezler illa kendilerindeki ağrıya tıpatıp benzer bir ağrı olmadığını savunurlar. Oysa migren ağrısı kişiden kişiye, şiddeti ve sıklığıyla farklıdır. Migren ailevi geçişli bir hastalıktır.
Bazı yiyecekler ve bazı durumlar baş ağrısını davet edebilirler. Uykusuzluk, açlık, mayalı içkiler, eskitilmiş peynirler, kabuklu deniz mahsulleri, konserve yiyecekler ve kuru yemişler ağrıyı tetikleyebilir. Bazı migren hastaları ağrının geleceğini önceden anlarlar. Çoğunluk hastada bu hafif bir ağrı ve durgunluk hissi olarak kendini gösterir. Bazı hastalarda bu öncü belirtiler, parlak ışık çakmaları, yarım görme, bulanık görme şeklindedir.Ağrı bunları izler. Bunlara " öncü belirtili migren " ( Auralı Migren ) diyoruz. Çok nadir hastada da bir beden yarısında güçsüzlük ya da gözde kapanına ve çift görme ile giden migren tipleri de görülür. Bu tipler de " eşliğinde bozukluk gösteren " ( komplike ) migren olarak adlandırılır.
Migren iyi huylu bir hastalıktır. Sakatlığa neden olmaz. Ancak iş günü kaybına neden olduğu ve çok kişide görüldüğü için ciddiye alınan bir hastalıktır. Ağrıdan sonra hasta sanki ağrıyı çeken o değilmişçesine sağlıklı ve iyidir. Hastalar ağrıyı hisseder hissetmez alırlarsa ağrı kesici ilaçlarla rahatlarlar. Ağrı çok sık geliyorsa sorumlu migrenden ziyade sık kullanılan ağrı kesici ilaçlardır. Migren hastalarında günlük gerilim baş ağrıları görülmesi de olağandır ve hastalar migren ağrısını diğer baş ağrısından ayırt etmeyi öğrenmelidirler.
Hastalara Verilebilecek Öğütler
Migren tanısını mutlaka doktor koymalıdır. Yakınlarınızın söylemesi ile migren hastası olduğunuza inanmayın.
Haftada iki kereden fazla baş ağrısı için ilaç kullanmayın. Ağrı kesicilerin sorunsuz kullanımı ile kimi ilaç böbreğinizi kimisi de karaciğerinizi tedavisi olanaksız şekilde hastalandırabilir.
Içinde " ergotamin " olan ilaçları ayda bir kereden daha çok ( doktor vermiş olsa bile ) kullanmayın.
Her zamankinden farklı baş ağrısı hissederseniz mutlaka bir nöroloji kliniğine başvurun
ULTRASON (USG)(US)
Ultrason, insan kulağının işitemiyeceği kadar yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanarak iç organları görüntüleyen bir tanı yöntemidir. Ultrasonda radyasyon kullanılmaz. Bu nedenle gebelerde ve bebeklerde rahatlıkla kullanılabilir. Cihazdan gönderilen ses dalgaları, hasta vücudundan yansıdıktan sonra gene aynı cihaz tarafından algılanır. Yansıma farklılıkları organdan organa değişir. Bu nedenle farklı yansımaların olduğu yapılar, farklı görüntüler verirler. Normal yapılar içindeki bir tümör ya da kist, ses demetlerini farklı yansıttığı için farklı yapıda gözlenir ve tanı konulur. Görüntü oluşturulması sırasında "prob" hasta vücudunda gezdirilirken, altında kalan bölümün kesit görüntüleri, hareketli organlar gibi ekranda kayar. Bu esnada radyolog tanı koyar. Elde edilen görüntülerin tanıda çok fazla bir katkısı yoktur. US işlemi, ihtisasları süresince US eğitimini alan radyologlarca yapılır.
Ne amaçla yapılır?
Ultrason çoğunlukla karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, mesane, yumurtalıklar ve rahim gibi karın içi organların görüntülenmesi için kullanılır.Bununla birlikte ultrason vücudun tüm organlarını (Beyin,göz,akciğer,meme,kalça,testis ve prostat gibi.) görüntülemek amacı ile kullanılabilir. Ultrason çekilmesi için başvuran hastaların en sık şikayeti karın ağrısıdır. Karaciğer ve dalak gibi karın içi organların büyümesi, safra kesesi ve böbrek taşları, apandisit, yumurtalık kistleri ve karın içindeki tümörler ultrason ile teşhis edilebilen hastalıklardan bazılarıdır. Ayrıca kadınlarda yumurtalık ve rahim karından incelenebileceği daha detaylı inceleme için vajene yerleştirilen özel bir prob kullanılabilir. Erkeklerde de prostat incelemesi karından yapılabileceği gibi detaylı inceleme makata yerleştirilen özel bir prob ile yapılır.
Ultrason çekilmesi için hazırlık gerekir mi?
Karın içindeki organların ultrasonu için erişkinlerde hastanın 8-12 saat süre ile aç karna olması gerekir.1 aya kadar çocuklarda emzirme süresi kadar, 5 yaşına kadar çocuklarda 4 saatlik, 10 yaşına kadar olanlarda 6 saatlik açlık gereklidir. Ayrıca mesane, yumurtalıklar ve rahimin incelenmesi eğer karından yapılacaksa hastanın idrarına sıkışık olması gerekir. Bunun dışında başka bir hazırlık gerekmez.
Ultrason nasıl çekilir?
Hasta sırtüstü yatar. Cilt üzerine jel sürülür. "Prob" adı verilen cihaz ile karın içindeki organlar cilt üzerinden incelenir.
Yan etkileri nelerdir?
Bugüne kadar gebelikte ve diğer incelemelerde gösterilebilen bir yan etkisi yoktur.
DOPPLER ULTRASONOGRAFİ
Doppler Ultrasonografi yöntemi ile bir organın veya damarının kan akımını inceleyebiliriz. Kan akımının miktarı, akımı engelleyen yapı varlığı, akımın normal yönde olup olmadığı değerlendirilebilir. Akan kan, kırmızı ya da mavi renk şeklinde gözle görülebilir. Akan kanın miktarı ile ilgili ölçümler yapılabilir. Bu esnada cihazdan kalp atışlarına benzer sesler duyulur. Cihazın çalışma prensibi, sesin hareket eden yapılardan yansırken frekans değişikliği göstermesidir. Doppler incelemeleri, normal ultrasonografi cihazları ile yapılır. Ancak bunlarda farklı bilgisayar donanımı mevcuttur.
Doppler Ultrasonografi incelemesi, Doppler ultrason cihazına bağlı bir prob yardımıyla ve incelenecek organ ya da damar üzerine jel sürülerek gerçekleştirilir. Jeller, probun hava ile temasını önler ve gönderilen sesin daha derin dokulara ulaşmasını sağlar.
Doppler Ultrasonografi incelemesi ile: Kol ve bacak damarları, Karaciğeri besleyen damarlar Böbreği besleyen damarlar Boyun damarları Gebelerde, anneye ve fetuse ait damarlar Erkeklerde testisleri besleyen damarlar Gözü besleyen damarlar; Vücudun herhangi bir bölgesinde oluşan bir kitlenen damarlanması incelenebilir.
İnceleme öncesinde önemli bir hazırlık gerekmemektedir. Ancak karın içindeki bir organ (karaciğer, böbrek v.b.) incelenecek ise hastanın aç olması, oluşabilecek gazı engelleyerek incelemenin daha kaliteli gerçekleşmesini sağlar. Bu nedenle karın bölgesindeki damarların incelenmesi için 1 aya kadar çocuklarda emzirme süresi kadar, 5 yaşına kadar çocuklarda 4 saatlik, 10 yaşına kadar olanlarda 6 saatlik ve büyüklerde 12 saat açlık gereklidir. Bu süre içerisinde sigara dahil hiç bir şey yenilip içilmez. Karın bölgesi incelemeleri dışında önceden bir hazırlık gerekmemektedir. İnceleme sırasında gözlük, saat, metal eşya gibi cisimlerin çıkartılması gerekmez. Ancak incelenecek bölgenin, probla temas alanının sağlanması için açıkta olması gerekir. Bu nedenle hasta masaya yattığı sırada, o bölgedeki giysiler soyundurulur.
İnceleme sırasında, karın bölgesinin iyi incelenmesi için hastadan nefesini tutması istenir. Bunun için derin nefes aldıktan sonra olabildiğince hareketsiz kalıp, nefesi vermemek gerekir. Bu süre kişiye göre değişmekle birlikte ortalama 15-50 saniyedir.
Doppler Ultrasonografi incelemesi, tıpkı Ultrasonografi incelemesinde olduğu gibi radyasyon içermeyen bir tanı yöntemidir. Yanlızca ultrason enerjisi (yüksek frekanslı ses) kullanılır. Ultrason enerjisi, vücuttaki dokularla etkileşir. Bu etkileşim, dokuların ısısını artırmak şeklindedir. Isı artımı 1.5ºC olabilir. Özellikle anne karnındaki fetüslerde ısı artımının 41ºC'yi geçmesi zararlıdır. Ancak, tanı amacıyla kullanılan sınırlarda bu kadar yüksek ısı artımı oluşmaz. Oluşmasına neden olabilecek inceleme şekillerine karşı radyologlar zaten eğitim almaktadır. Gebelikte uygulanan Doppler incelemelerinin, çocuk doğduktan sonraki davranış ve okul başarısına olumsuz etkisi gösterilememiş, kansere neden olduğu konusunda bir bulgu bugüne kadar ortaya çıkmamıştır.
İnceleme sırasında damar içine ilaç verilmemektedir. Ancak, son yıllarda özellikle karın içindeki gaza bağlı veya herhangi bir nedenle net izlenemeyen damarların incelenmesinde; damarları daha ayrıntılı ortaya çıkaran ve herhangi bir yan etkisi olmayan ilaçlar da kullanılmaya başlanmıştır. Bunlara "ultrason kontrast maddesi" adı verilmektedir.
Kol ve bacak damarları
Atar ve toplar damarlardaki kireçlenme (damar sertliği) plaklarına bağlı oluşan darlık, pıhtı oluşumları ve toplar damarlarda yetmezlik (varisler) olup olmadığının saptanmasını sağlar. "Üst/alt ekstremite arteriyel ve/veya venöz Doppler" incelemesi adını alır.
Karaciğeri besleyen damarlar
Siroz v.b. hastalıklarda karaciğeri besleyen damarlarda meydana gelen değişiklikleri incelemek için kullanılır. "Portal Doppler" adını alır.
Böbreği besleyen damarlar
Diabet, hipertansiyon vb hastalıklarda böbreği besleyen damarların ne düzeyde etkilendiğini saptamak için kullanılır. "Renal Doppler" adını alır.
Boyun damarları
Boyunda, beyine giden ana atar damar ile dallarında kireçlenme plaklarına bağlı oluşan darlıkları ya da beynin arka kesimini besleyen damarların akım miktarını saptamak için kullanılır. "Karotis ve vertebral sistem Doppler" adını alır.
Gebelerde, anneye ve fetuse ait damarlar
Son adet tarihine göre gelişme geriliği şüphesi olan fetüslerde, hipertansiyonu olan gebelerde kan akımının hızı ve özelliği incelenerek olası anomaliler saptanır. "Obstetrik Doppler" adını alır.
Erkeklerde testisleri besleyen damarlar
Testisleri besleyen damarlarda meydana gelen düzensiz genişlemeler damarlardaki yetmezliğe bağlıdır ve erkeklerde kısırlığın önemli bir sebebidir. Bu damarlara yönelik yapılan incelemede toplar damarlardaki olası yetmezlik (varisler) saptanabilir. "Skrotal ya da testis Doppleri" adını alır.
Gözü besleyen damarlar
Diabet, hipertansiyon vb hastalıklarda göz damarlarında meydana gelen değişikleri saptar. "Göz Doppleri" adını alır.
Vücudun herhangi bir bölgesinde oluşan bir kitlenen damarlanması
Bir kitleyi (tümör) besleyen damarların olup olmaması o kitlenin iyi huylu ya da kötü huylu olduğunu saptamada önemli bir kriterdir. Kitlenin çok kanlanması bu kitlenin habis özellik taşıdığının bir göstergesidir. "Kitleye yönelik Doppler" şeklinde adlandırılır.
Doğuştan engelli çocukları, hayata kazandıran teknoloji Türkiye'de
Tobii Techology, Tobii Assistive ürünleri ile doğuştan engelli çocuklara yeni bir dünyanın kapılarını açıyor. Hareket kabiliyetini kısmi veya tamamen yitirmiş hastalar için umut ışığı olan Tobii Assistive ürünleri, hastaların sadece göz hareketleriyle iletişim kurmalarını sağlıyor.
Tobii Assistive ürünleri doğuştan engelli çocuklara hayatı öğretiyor. Doğuştan engelli çocuk, dünyayı ve iletişim kurmayı bu yazılımlar sayesinde öğrenip, iletişim yeteneğini geliştirebiliyor. Hayatında hiç iletişim kuramamış engelli çocuklar, bu ürün ile okuyup, yazabiliyor, diafon yardımıyla konuşabiliyor.
Engelli çocuklar göz kontrol teknolojisi sayesinde bakılan alanlar üzerinde, mouse ve klavye ile yapabildikleri işlemlerin yanı sıra, Tobii Technology’nin sunduğu özel yazılımlar sayesinde, çeşitli komut ve uygulamaları kolayca seçebiliyor. Herhangi bir harekete ihtiyaç duymayan çocuklar, bilgisayar kullanıp müzik çalabiliyor, zihinsel gelişimleri için sembollerle zeka oyunları oynuyor, çizgi film izleyebiliyor, cep telefonuyla acil durum aramaları gerçekleştirebiliyor, cümle yazarak ya da belirli kelime gruplarını seçerek bilgisayar yardımı ile konuşabiliyor, TV kumandasını kontrol edebiliyor, acil durumlarda alarm verebiliyor ve gerekli kurumları arayabiliyor.
Tobii Assistive ürünleri öğrenim zorluğu çeken, zeka geriliği ya da benzeri mental problemler yaşayan çocuklar için de iletişim geliştirici ürünler olarak kullanılmasının yanı sıra ALS, Otizm, Rett Sendromu, Serebral Palsi, Ağır Romatizma hastalarına, Tramvatik Beyin Hasarlarına, inme geçirenlere, Kısmi Felçlilere ve Omurilik Felçlilerine de umut ışığı oluyor.
24 Kasım 2012 Cumartesi
iPad 3’ün İşlemcisi Cortex-A15 mi olacak?
Geçtiğimiz Kasım ayında Samsung yeni jenerasyon mimariye sahip ARM Cortex-A15 Exynos5250’yi tanıtmıştı. Samsung bu işlemciyle birlikte ilk çalışan ürünleri yavaş yavaş göstermeye başladı.
Exynos5250 çift çekirdekli Cortex-A15 adındaki 32 nm mimariyle üretiliyor. Bu işlemcinin frekans hızı 2 GHz olacak. 2560 x 1600 piksel çözünürlüğe sahip ekranlara destek sunacak bu işlemci Samsung’un bir eski nesli 1.5 GHz’lik Cortex –A9 mimarisiyle üretilen Exynos4210 işlemcisinden iki kat daha hızlı bir performans sunacak.
Bu yeni işlemcinin grafik performansı ise eski nesle göre 4 kat daha fazla performans gösterecek. Exynos5250 işlemci üzerinde bazı konular tam olarak açıklanmış değil. Ürünün üzerinde kullanılan GPU adı ve teknik özellikleri hala muamma. Samsung Exynos4210 işlemci ile birlikte PowerVR SGX540 GPU yongasını kullanmıştı.
Samsung’dan yapılan açıklamaya göre bu yeni işlemci 2012 yılının ikinci yarısında mobil ürünler üzerinde kullanılmaya başlanacak. Apple muhtemelen yeni iPad’inde bu işlemciyi kullanmayacak. Çünkü firma A6 işlemcisi üzerinde çalışmaya devam ediyor. Firmanın yeni iPad’i söylentiler doğru çıkarsa A6 işlemciyle birlikte kullanıma sunulacak.
CEP TELEFONU CEBİNDE BÖYLE YANDI
Finlandiya'da bir güvenlik kamerasının yakaladığı görüntü görenleri şoke etti. CNET'te yer alan habere göre, 17 yaşındaki Finli bir gencin telefonu cebinde bir anda dumanlar çıkartarak yandı. Cebinden çıkarttığı telefonu bir anda yere atan genç, ne olduğunu anlamaya çalırken, aractaki diğer kişi onun yardımına geldi. Olay, aracı park etmesinin hemen ardından meydana geldi.
29 Temmuz 2012 Pazar
Sağlıksız suyun nerede satıldığı da açıklanacak
Sağlığa uygun olmayan damacana su firmalarını teşhir ettiklerini hatırlatan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, satış noktalarını da açıklayacaklarını söyledi.
Van'da temaslarda bulunan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Vali Vekili Mehmet Yüzer'i ziyaret etti.
Bakan Akdağ, burada gazetecilerin damacana su analizleriyle ilgili sorularını yanıtladı.
Bakan Akdağ, halkın sağlığına zarar verebilecek üretim ve satış yapan firmalara çeşitli yaptırımlar uygulayacaklarını söyledi.
Bu yaptırımlar arasında satışın durdurulmasının da yer aldığını söyleyen Akdağ, şunları kaydetti:
''Meselenin iki boyutu var. Birincisi, damacanaya suyu koyan imalathane denilen dolum tesisi var. Dolum tesisinde damacanadaki sudan aldığımızda numuneden kirlilik tespit etmişsek bunu çok önemli görüyoruz ve firmaya gerekli cezayı veriyoruz. Bu sonuçları aynı zamanda ifşa ettik.
İkinci olarak, satış noktalarındaki damacanalardan alınan numunenin kirli çıkması her zaman firmanın kusuru olmayabilir. Satış noktasındaki depolama sorunundan kirlilik ortaya çıkabiliyor ya da satışla ilgili sorun ortaya çıkıyor. Bu satış noktalarını da bakanlığımızın web sitesinde yayımlayacağız.
Bu denetimleri yaparken vatandaşlarımızı bilgilendiremeye devam edeceğiz. Çünkü suyun temizliği ve güvenliği son derece önemlidir.''
Sağlık Bakanlığı, İstanbul genelinde faaliyet gösteren 61 damacana dolum tesisinden "Buzada", "Erpınar", "Alps", "Kervansaray" ve "Yalısu" markalarının sağlığa uygun olmadığını açıklamıştı.
Bakan Akdağ, burada gazetecilerin damacana su analizleriyle ilgili sorularını yanıtladı.
Bakan Akdağ, halkın sağlığına zarar verebilecek üretim ve satış yapan firmalara çeşitli yaptırımlar uygulayacaklarını söyledi.
Bu yaptırımlar arasında satışın durdurulmasının da yer aldığını söyleyen Akdağ, şunları kaydetti:
''Meselenin iki boyutu var. Birincisi, damacanaya suyu koyan imalathane denilen dolum tesisi var. Dolum tesisinde damacanadaki sudan aldığımızda numuneden kirlilik tespit etmişsek bunu çok önemli görüyoruz ve firmaya gerekli cezayı veriyoruz. Bu sonuçları aynı zamanda ifşa ettik.
İkinci olarak, satış noktalarındaki damacanalardan alınan numunenin kirli çıkması her zaman firmanın kusuru olmayabilir. Satış noktasındaki depolama sorunundan kirlilik ortaya çıkabiliyor ya da satışla ilgili sorun ortaya çıkıyor. Bu satış noktalarını da bakanlığımızın web sitesinde yayımlayacağız.
Bu denetimleri yaparken vatandaşlarımızı bilgilendiremeye devam edeceğiz. Çünkü suyun temizliği ve güvenliği son derece önemlidir.''
Sağlık Bakanlığı, İstanbul genelinde faaliyet gösteren 61 damacana dolum tesisinden "Buzada", "Erpınar", "Alps", "Kervansaray" ve "Yalısu" markalarının sağlığa uygun olmadığını açıklamıştı.
İki teker üzerinde bir köy
Yediden yetmişe herkesin bisiklet kullandığı Sivas'ın Zara ilçesine bağlı Tödürge köyündeki yollarda, bisikletle ilgili trafik uyarı levhaları görenlerin dikkatini çekiyor.
Zara ilçesine 14 kilometre uzaklıktaki Tödürge köyünde her yaş grubundan bisiklet kullanıcısına rastlamak mümkün. Bisikletin bir tutku haline geldiği yörede, köy içi yollarda ''20 kilometre hız limiti'' ve ''bisiklet çıkabilir'' trafik uyarı levhaları bulunuyor. Köy içi yollardaki bisiklet trafiği, bir nebze olsun, dünyada bisikletin en yaygın olarak kullanıldığı Çin'i anımsatıyor.
Küçük yaştan itibaren bisiklet kullanan 65 yaşındaki Mehmet Tanrıverdi, köyde 300 kişi yaşadığını, birçok evde birden fazla bisiklet olduğunu söyledi.
Köylerinde 200 civarında bisiklet olduğunu belirten Tanrıverdi, ''Köyümüzün içerisinde gün boyu bisikletlerle gezenleri görmek mümkün. Bu tutku, köyde yaşayanların yedisinden yetmişine hepsinde var. Çocuğundan gencine ve yaşlısına, kadınından erkeğine bisiklet kullanımı köyümüzde yaygın durumdadır. Çocukluğumuzda, gençliğimizde tanıştığımız bisiklet, bizlerde bir tutku oldu. Bir daha da bırakamadık. Tarlaya giderken, yük taşırken, gündelik ihtiyaçlarımızı bisiklet vasıtasıyla görmekteyiz'' dedi.
Köyde yaşayan vatandaşlar da yörede bisiklet kullanımının oldukça yaygın olduğunu ifade etti.
Zara ilçesine 14 kilometre uzaklıktaki Tödürge köyünde her yaş grubundan bisiklet kullanıcısına rastlamak mümkün. Bisikletin bir tutku haline geldiği yörede, köy içi yollarda ''20 kilometre hız limiti'' ve ''bisiklet çıkabilir'' trafik uyarı levhaları bulunuyor. Köy içi yollardaki bisiklet trafiği, bir nebze olsun, dünyada bisikletin en yaygın olarak kullanıldığı Çin'i anımsatıyor.
Küçük yaştan itibaren bisiklet kullanan 65 yaşındaki Mehmet Tanrıverdi, köyde 300 kişi yaşadığını, birçok evde birden fazla bisiklet olduğunu söyledi.
Köylerinde 200 civarında bisiklet olduğunu belirten Tanrıverdi, ''Köyümüzün içerisinde gün boyu bisikletlerle gezenleri görmek mümkün. Bu tutku, köyde yaşayanların yedisinden yetmişine hepsinde var. Çocuğundan gencine ve yaşlısına, kadınından erkeğine bisiklet kullanımı köyümüzde yaygın durumdadır. Çocukluğumuzda, gençliğimizde tanıştığımız bisiklet, bizlerde bir tutku oldu. Bir daha da bırakamadık. Tarlaya giderken, yük taşırken, gündelik ihtiyaçlarımızı bisiklet vasıtasıyla görmekteyiz'' dedi.
Köyde yaşayan vatandaşlar da yörede bisiklet kullanımının oldukça yaygın olduğunu ifade etti.
28 Temmuz 2012 Cumartesi
Resimli Vista Kurulumu
Windows XP Formatlama ve Yeniden Kurulum Resimli Anlatım 4
Windows XP Formatlama ve Yeniden Kurulum (Resimli Anlatım)
Bilgisayar Formatlamadan Önce Yapılması Gerekenler
| Bilgisayar Formatlamadan Önce Yapılması Gerekenler Kapmış olduğumuz kötü amaçlı bir program, denemek amaçlı kurup kaldırdığımız programlar veya sebep her ne olursa olsun bazan bütün çabalarımıza rağmen bilgisayarımızı ilk aldığımızdaki performansına döndürmemiz mümkün olmayabilir. Böyle durumlarda işletim sistemimizi yeniden kurmaktan yani bilgisayarımızı ilk aldığımız haline döndürmekten başka çözüm kalmamaktadır. Ancak bilgisayarın formatlanması( yani işletim sisteminin tamamiyle temizlenmesi) ve yeni işletim sisteminin kurulması, dikkat edilmesi gereken bazı husuları da gündeme getirir. Bunları maddeler halinde sıralamaya çalışalım: 1. İşletim sisteminin yüklü olduğu bölümde(C sürücüsü) bulunan dosyalarınızı yedekleyin. Kendi oluşturduğunuz klasörleri ve dosyaları yedeklemek genellikle bir problem oluşturmayacaktır, ancak kullandığınız programların oluşturduğu varsayılan dosya ve klasörleri yedeklemeyi unutmak genellikle formatlama esnasında en çok baş ağrıtan konulardan biridir. Genellikle programlar, ayarların kaydedildiği dosyaları ve bu programlarla oluşturulan dosyaları Belgelerim klasörü içinde program adıyla oluşturulmuş alt klasörlerde saklarlar. Dolayısıyla özellikle sık kullandığınız programların ayarlarının kaydedildiği dosyaları(formattan sonra bu ayarları tekrar alışkın olduğunuz halıne getirmenin ne kadar zaman alacağını unutmayın!) ve bu programlarla oluşturduğunuz dosyaları yedeklemeyi unutmayın. 2. CD/DVD’de ya da taşınabilir bir diskte saklı tutmadığınız asıl program kurulum dosyalarınız C sürücüsü üzerindeyse bunları da yedekleyin. 3. Şayet parola yöneticisi bir program kullanıyorsanız parolalarınızın yedeğini almayı unutmayın. Bu tür programların genellikle içe/dışa aktarma seçenekleri olduğundan programın kendisi kullanılarak parolalarınızın yedeğini almak genellikle problem oluşturmayacaktır. Ancak programı tekrar kullanmama ya da kullanamama(işletim sistemi değişikliği gibi) ihtimaline karşı . csv ya da .xml gibi başka programlarla da açılabilecek evrensel bir formatta da yedek almayı unutmayın. 4. Şayet Firefox kullanıyorsanız kişisel ayarlarınızı, eklentilerinizi, eklentilerinizin ayarlarını ve parolalarınızı yedeklemeyi unutmayın. (Bu konunun detayıyla ilgili yazımıza göz atmanızı tavsiye ederim.) 5. Şayet eposta yöneticisi kullanıyorsanız ve mesajlarınızın aslını sunucuda tutmuyorsanız bunları yedeklemeyi unutmayın. Ayrıca parolalarınızı, POP3 ve SMTP sunucularınızın adreslerini de bir kenara not etmeyi ya da program aracılığıyla yedeklemeyi unutmayın. 6. Hepsinden önemlisi ise sürücülerinizin yedeğini almak. Eğer formattan sonra Aygıt Yöneticinizde alttaki benzer bir şekille karşılaşmak ve başınıza ve de midenize ağrılar girmesini istemiyorsanız sürücülerinizi mutlaka yedekleyin. Piyasada bu işi yapan ücretli ya da ücretsiz bir sürü program var ve bunlardan birini kullanarak mutlaka sürücülerinizin yedeğini alın. Bu konu ile ilgili yazmış olduğumuz ve DriverMax adlı ücretsiz programın kullanıldığı yazımızı okumanızı kesinlikle öneriyoruz. ![]() 7. Ağ kartınızın sürücüsünü yedeklemeyi unutmayın. Evet bu yukarıdaki maddenin tekrarı, ancak inanın önemine binaen tekrar ediyoruz. Çünkü diğer sürülerinizin yedeğini almayı unutmuş bile olsanız şayet formattan sonra ağ kartınız çalışıyo olursa hiç değilse internete baglanarak bilgisayarınızın tanıyamadığı diğer aygıtlarınızın sürücülerini internetten bulma şansınız olur. Aksi taktirde ise şayet evde internete baglandığınız baska bir bilgisayarınız yok ise bir arkadaşınızın ya da teknik servisin yardımına muhtaç kalacağınızı asla unutmayın. Bu listede bilgisayar formatından önce yapılması gereken işleri hiçbirseyi atlamadan sıralamaya calışsak ta unutmuş olabileceğimiz ya da sizin bilgisayar kullanımınıza özel durumlar olabilir. Bunu göz önünde tutarak okuyucularımızdan kendi tecrübe ve tavsiyelerini de aşağıya yorum ekleyerek bizlerle paylaşmalarını rica |
Bilgisayarın CD’den Başlatılması
Kaydol:
Yorumlar (Atom)





